<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12619/1017">
<title>Resim / Painting</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/1017</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12619/103019"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12619/101338"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12619/96533"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12619/96532"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-13T16:09:38Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12619/103019">
<title>LYOTARD İLE AVANGARD SANAT VE YÜCE ESTETİĞİ ÜZERİNE DÜŞÜNMEK</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/103019</link>
<description>LYOTARD İLE AVANGARD SANAT VE YÜCE ESTETİĞİ ÜZERİNE DÜŞÜNMEK
AYAS ÖNOL, TUĞBA
Lyotard postmodernizm üzerine yazmaya başladığında ve bir estetik kategori olarak yücenin taşıdığı olanakları araştırırken 1980 sonrasında aynı zamanda postmodern sanat için bir estetik teori de geliştirir. Ona göre sanat, yüceye tanıklık eder ve özellikle soyut ekspresyonizmde temsilin sınırlarına işaret eder. Bu makalede Lyotard’ın Burke ve Kant’ın yüce teorileriyle avangard sanat arasında kurduğu ilişki, filozofun Inhuman (L’Inhumain) kitabının konuya ilişkin yazılarının yakın bir okuması yapılarak incelenecektir. Resim sanatı kapsamında Amerikan Soyut Dışavurumculuk akımının önemli temsilcilerinden Barnett Newman’ın eserlerini yüce estetiği bağlamında değerlendiren Lyotard, bu vesile ile sanatta zamansallık kavramını tartışmaya açar ve sanatı bir olay (event) olarak sorunsallaştırır. Bu çalışma, Lyotard’ın, Burke ve Kantçı yüce teorileri ile avangard resim sanatı arasında nasıl bir bağlantı kurduğunu; Newman’ın resimlerinin Lyotard’ın postmodern sanat kuramındaki yerini ve son olarak da bu yaklaşımına getirilen eleştirileri ortaya koyacaktır.
</description>
<dc:date>2019-11-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12619/101338">
<title>Haraway’in Simpoiesis Kavramı ve Birlikte-Düşünme Pratikleri</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/101338</link>
<description>Haraway’in Simpoiesis Kavramı ve Birlikte-Düşünme Pratikleri
AYAS ÖNOL, TUĞBA
Donna Haraway, dünyanın sonunun ümitsizlik içinde ilan edildiği yirmi birinci yüzyılda karşılaştığımız sorunlarla sanat, teknoloji ve bilimin eşsiz bir birleşimiyle başa çıkabileceğimizi iddia eder. Bunun için siborg, yoldaş türler ve sınırsız sayıda muhtelif&#13;
melez ilişkilenmeler gibi kavram ve kavrayışlarla bize yaratıcılık ve veriyi daha önce yapılmamış bir biçimde ilişkilendirmeyi önerir. Bu yazıda kendisini özellikle çevrecilik sorunları, bitki ve hayvan refahı, doğa ile farklı insan kültürlerinin etkileşimleri konusunda faaliyet gösteren beşerî, sosyal ve doğa bilimlerinde yetenekli bir akademisyen olarak betimleyen Haraway’in insan merkezli yaşamın getirdiği sorunlara karşı önerdiği dünyayla birlikte-düşünmek nosyonu incelenecektir. Bu amaçla öncelikle Haraway’in Chthulusen ve simpoiesis kavrayışları Harawayci anlamda dünya üzerinde birlikte-düşünebilmenin olası koşulları olarak ele alınacaktır. Ardından Haraway’in sanat, bilim ve teknoloji iş birlikleri olarak nitelediği Kroşe Mercan Kayalıkları (Crochet Coral Reef) Projesi ve Never Alone adlı video oyunu, iki farklı birlikte-düşünme pratiği olarak dünyada birlikte iyileşebilmek ve Haraway için bir söylemsel inşa olan doğanın, rejenerasyonu fikrini daha iyi anlamak için tartışmaya açılacaktır.
</description>
<dc:date>2023-12-20T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12619/96533">
<title>Foucault’nun Heterotopyaları: Kapatma	ve Kapanma	Pratiklerinin Çağdaş Sanata Yansıması</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/96533</link>
<description>Foucault’nun Heterotopyaları: Kapatma	ve Kapanma	Pratiklerinin Çağdaş Sanata Yansıması
Erdoğdu Özgenç, Neslihan; Ertop, Sümeyye
Foucault’nun  heterotopya  kavramı  heterojen  kimliğiyle,  birbiriyle bağdaşmaz  unsurların  yan  yana,  üst  üste  geldiği,  ötekiliğin deneyimlendiği mevkileri yansıtır, postmodern dönemin hetorojenliğe  ve  ötekiliğe  atfettiği  özgürleştirici  potansiyel  ile  bu kavram  sanat  alanında  da  sıkça  karşımıza  çıkmaktadır. Heterotopyalar,  mekânsal  yaşam  alanına  karışarak  tecrit  edebilir  ve nüfuz  edebilir  niteliğiyle,  kapatma  ve  kapanma  pratiklerinde toplumsal  bir  karşılaşma  imkânı  sunarak  ötekiliğe  açılan  geçitleri yaratır.  Modern  dönemde  kapatma  pratiklerinde  tecrit,  norm merkezli ayrıştırma sistemine dayanan, öznenin sabitlendiği panoptik bir  disiplin  biçimiyle  yapılmıştır.  Bu  dönemde  kapatma  pratiklerinde panoptizm,  yalnızca  itaatkâr  bedenler  üretmemiş,  aynı  zamanda modern  ruhu  da  tahakküm  altına  alarak  kapanma  pratiklerinin kabulünü  kolaylaştırmıştır.  Postmodern  dönemin  kaotik,  heterojen kent  imgesi  içinde  kapanma  pratikleri,  kamusal  alana  sızarak tahakküm  mercii  olmadan  özgürlük  fantazmagoryasıyla  öznenin kendini  sınırladığı  bir  mekanizmaya  dönüşmüştür.  Kapatma-‐kapanma  pratikleri  çağdaş  sanata  da  yansıyarak,  ötekiliğin özgürleştirici  potansiyelinin  gündelik  karşılaşma  formlarıyla sunulduğu  deneyim  alanlarını  yaratmaktadır.  Bu  makalede, heterotopya  alt  başlığı  altında  incelenen  kapatma-‐‑kapanma pratiklerinin tarihsel süreci  irdelenerek,  çağdaş  sanattaki yansımalarını  eserler  üzerinden  biçim-‐‑içerik  analizleriyle  ortaya koymak  amaçlanmıştır.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12619/96532">
<title>NEO-LİBERALİZM EKSENİNDE SANAT EMEĞİ ve PREKARİTE</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/96532</link>
<description>NEO-LİBERALİZM EKSENİNDE SANAT EMEĞİ ve PREKARİTE
ERDOĞDU, NESLİHAN; YILMAZ, ŞİRİN; Parlak, Volkan
Günümüzde Post-Fordizm, modern kapitalizmin Fordist üretim biçiminden farklı olarak, yaratıcı ifadeyi ve sembolik maddi üretimi yani gösterge üretimini, Neoliberalizmle birlikte kendi ekonomi politiğinin temel niteliğine dönüştürmüştür. İş ve iş gücü açısından bakıldığında; Post- Fordist üretim koşulları beraberinde, Fordist üretim sürecinin temel unsuru olan “proletarya”ya alternatif olarak; “prekarya” kavramı öne sürülmektedir. Buna göre, yeni ve üzerinde tartışmaların sürdüğü Prekarya kavramı, merkezinde güvencesiz çalışma koşullarının olduğu, kendi içinde büyük ölçüde çeşitlenen, esnek /yarı zamanlı çalışan kitleyi tanımlar. Sanatın, kültürün ve ticaretin bu denli iç içe geçtiği neoliberal dönemde, uluslararası bir yarışa dönen sanat ve tasarım dünyasının inşasında yer alan kültür işçileri de Prekarya’ya dahil edilmektedir. Günümüz kültür sanat süreçleri ve bu süreçlerin küresel kapitalizm tarafından kurgulanan simulatif gerçekliğinin arkasında, bir emek sömürüsü yatmaktadır. Kültürün öne çıkmasının, ekonomik dönüşümlerin ve küresel kapitalizmin etkisiyle, sanatın ve ticaretin bu denli yan yana oluşu, “emek” sorununu da beraberinde getirmekte ve kültürün kendisinin bir endüstri ve kültür ürünlerinin de metalar haline geldiği bir ortamda, kültür emeği göz ardı edilmektedir. Bu çalışma; son dönemlerde birçok açıdan tartışmaların sürdüğü bu çelişkili alanı; sınıf, kültür ve emek kavramları üzerinden ele alarak, sanat emeği ve kültür işçilerini prekarya kavramı üzerinden irdelenmektedir.
</description>
<dc:date>2021-06-05T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
