<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Doktora Tezleri Koleksiyonu</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/67990" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/67990</id>
<updated>2026-04-14T22:53:33Z</updated>
<dc:date>2026-04-14T22:53:33Z</dc:date>
<entry>
<title>Yapısal eşitlik modellemesi bulgularının kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilmesi için bir uygulama geliştirilmesi = Development of an application for the comprehensive evaluation of structural equation modeling findings</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/103190" rel="alternate"/>
<author>
<name>Kurt, Kadir</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/103190</id>
<updated>2025-09-22T10:56:19Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Yapısal eşitlik modellemesi bulgularının kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilmesi için bir uygulama geliştirilmesi = Development of an application for the comprehensive evaluation of structural equation modeling findings
Kurt, Kadir
Tarih boyunca, kalabalıklaşan ve karmaşık hale gelen her yapı, düzenin sürdürülebilirliği için alt gruplara ayrılarak yönetilmiştir. Gelişen teknoloji, bir bilimsel yayının üretilme süresini son derece kısaltmış, akademik veri giderek büyüyerek son derece karmaşık hale gelmiştir. Bu çalışmada, adeta karmaşık bir yığın haline gelmiş büyük akademik veri karşısında, araştırmacılara literatür tarama aşamalarında etkinlik ve hız kazandıracak -bilimsel yöntem bazında özelleştirilmiş- bir masaüstü uygulaması geliştirilmiştir. Geliştirilen uygulama, "Yapısal Eşitlik Modellemesi" yöntemi bulgularını girdi olarak almaktadır. Bu yöntemin kullanıldığı çalışmalarda bir zorunluluk olarak, istatistiksel ilişkiler arası yol katsayıları, örneklem büyüklükleri, örneklem ülkesi, örneklemdeki cinsiyet yüzdeleri, yayın yılı, istatistiksel ilişki yönleri vb. veriler raporlanmaktadır. Bu çalışmada geliştirilen uygulama, bu verileri girdi olarak alarak, kullanıcılarının belirleyebildiği -son derece esnek ve çeşitli- arama, filtreleme, sıralama ve gruplama opsiyonlarının kombinasyonlarıyla ihtiyaç duyulan bilgiyi kullanıcının görmek istediği bakış açısında üreten bir yapıda tasarlanmıştır. Bu çalışma kapsamında geliştirilen uygulamanın inşa sürecinde yazılım geliştirme metodolojilerinden "Şelale Modeli" tercih edilmiştir. Gereksinimlerin belirlenmesi aşamasında öncelikle "Yapısal Eşitlik Modellemesi" kullanılan çalışmalar detaylıca incelenerek her çalışmada mutlak olarak raporlanan nitelikler (uygulamanın girdileri) belirlenmiştir. Bu aşamada ayrıca iki devlet üniversitesinde görev yapan ve bu yöntemi kullanan akademisyenlerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Tasarım aşamasında etkin bir veri tabanı elde etmek amacıyla, varlık-ilişki diyagramlarının oluşturulması, normalizasyon işlemleri, veri sözlüklerinin oluşturulması vb. işlemler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu aşamada kullanıcı arayüzünün kodlanması aşamasında rehber niteliği taşıyacak akış diyagramları oluşturulmuştur. Kodlama aşamasında yazılım geliştirme ortamı olarak "Microsoft Visual Studio" yazılımı kullanılmış, programlama dili olarak "C#" dili tercih edilmiştir. Kodlama tamamlandıktan sonra test işlemleri gerçekleştirilerek yazılımdaki gerekli iyileştirmeler gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen bu uygulama "Yapısal Eşitlik Modellemesi'ni kullanan araştırmacılara, istatistiksel ilişkiler bağlamında çeşitli opsiyonlarda arama yapabilme, arama sonuçlarını zengin seçenekler ile filtreleyebilme, filtrelenen sonuçları farklı kriterler aracılığıyla gruplayabilme imkanları sağlayabilecek yetenekleriyle tamamlanmıştır. Çalışma kapsamında ayrıca, "Sosyal Medya Devamlılık Niyeti" fenomenini açıklamak amacıyla gerçekleştirilmiş 91 çalışmada yer alan 721 istatistiksel ilişki verisi geliştirilen uygulamanın veri tabanına işlenmiştir. Programın işlevselliği aracılığıyla bu fenomeni açıklayan araştırmalarda en fazla sayıda bulunan ilişkiler tespit edilerek, bu ilişkiler teorik alt yapılarıyla birlikte çalışmanın dördüncü bölümünde detaylıca yorumlanmıştır. Bu çalışma, giderek büyüyen karmaşıklaşan akademik veri yığını karşısında, bu büyük verinin erişimi ve yönetimi için yöntem bazında özelleştirilmiş alt araçların geliştirilmesi gerekliliğini vurgulayarak ve bu kapsamda yöntem bazında özelleştirilmiş bir örnek uygulama geliştirerek "kalabalıklaşma" probleminin akademik veri dünyasındaki yansımasına bir çözüm önerisi getirmiştir. Uygulamaya yönelik bu katkının yanı sıra belirli bir alana ait literatürün bütüncül bir şekilde değerlendirilmesi ise bu çalışmanın ikincil bir önemli katkısı olmuştur.; Throughout history, increasingly crowded and complex structures have been managed by dividing them into subgroups to ensure sustainability. Technological advancements have drastically shortened the production time of scientific publications, causing academic data to grow and become increasingly intricate. This study develops a desktop application—specialized in scientific method—that aims to enhance efficiency and speed for researchers during the literature review process in the face of vast and complex academic data. The developed application processes findings from the "Structural Equation Modeling" (SEM) method as input. In studies utilizing SEM, statistical path coefficients, sample sizes, sample countries, gender distributions, publication years, statistical relationship directions, and similar data are typically reported. The application is designed to take these inputs and produce the required information in a flexible and user-defined perspective through combinations of highly diverse search, filtering, sorting, and grouping options. The application was developed using the "Waterfall Model" software development methodology. During the requirements phase, studies employing SEM were meticulously reviewed to identify the attributes consistently reported (the application's inputs). Additionally, consultations were conducted with academicians from two public universities who specialize in this method. In the design phase, processes such as creating entity-relationship diagrams, normalization, and developing data dictionaries were undertaken to establish an effective database. Furthermore, flow diagrams were created to guide the coding of the user interface. During the coding phase, "Microsoft Visual Studio" was employed as the development environment, and the "C#" programming language was used. Upon completion of coding, testing was performed, and necessary improvements were implemented. The final application offers researchers employing SEM the ability to perform various searches within the context of statistical relationships, filter results with extensive options, and group filtered results using different criteria. Additionally, as part of this study, 721 statistical relationship data points from 91 studies conducted to explain the phenomenon of "Social Media Continuance Intention" were entered into the application's database. By leveraging the application's functionality, the most frequently observed relationships explaining this phenomenon were identified and discussed in detail, along with their theoretical foundations, in the fourth chapter of the study. This study underscores the necessity of developing method-specific tools to manage and access large and complex academic datasets, providing an example of such a specialized application to address the "overcrowding" problem in the realm of academic data. Beyond its contribution to academic data management, the comprehensive evaluation of the literature in a specific field constitutes a secondary significant contribution of this study.
06.03.2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Proses Güvenliği, Kaza Sayıları ve Teknik Emniyet Yatırımları Arasındaki İlişkiler Üzerine Ampirik Bir Çalışma = An Empirical Study on the Relationships Between Process Safety, Accident Rates, and Technical Safety Investments</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/103187" rel="alternate"/>
<author>
<name>Denizhan, Selçuk</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/103187</id>
<updated>2025-09-22T10:56:18Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Proses Güvenliği, Kaza Sayıları ve Teknik Emniyet Yatırımları Arasındaki İlişkiler Üzerine Ampirik Bir Çalışma = An Empirical Study on the Relationships Between Process Safety, Accident Rates, and Technical Safety Investments
Denizhan, Selçuk
Bu çalışma, iş sağlığı ve güvenliği ile proses emniyeti kavramları arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceleyerek, endüstriyel tesislerde proses emniyetinin güçlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Tezin amacı, proses emniyeti ile tesislerde meydana gelen iş kazaları ve bu alanda yapılan teknik emniyet yatırımları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Tez dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, iş sağlığı ve güvenliği ile proses emniyeti kavramlarının tanımları yapılmış, Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaştırılması için atılan adımlar ve kimya sektöründeki uygulamaların önemi ele alınmıştır. İkinci bölümde, kaza ve risk kavramları incelenmiş, iş kazası türleri, proses kazaları ve risk yönetimi konularında detaylı bilgiler sunulmuştur. Üçüncü bölümde, proses emniyeti yönetimi üzerinde durulmuş, çeşitli güvenlik yönetim modelleri ve risk temelli proses güvenliği yaklaşımları karşılaştırılmıştır. Dördüncü bölümde ise araştırmanın amacı, kapsamı ve metodolojisi açıklanmış, değişkenler ve bu değişkenlerin analizi ile ilgili bilgiler sunulmuştur. Araştırma, proses emniyeti unsurlarından liderlik, olay araştırması, eğitim, proses tehlike analizi ve acil müdahale gibi boyutları kullanarak, şirketlerin proses emniyeti düzeyleri ile iş kazası sayıları ve teknik emniyet yatırımları arasındaki olumlu ilişkiyi araştırmayı hedeflemiştir. Anket formu, API 581 kılavuzuna göre hazırlanmış olup, beş noktalı Likert ölçeği ile veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, firmaların proses emniyeti uygulamaları ile iş kazalarının sıklığı ve yapılan emniyet yatırımları arasındaki ilişkileri analiz etmeye olanak tanımıştır. Sonuçlar, proses emniyeti unsurlarının etkin bir şekilde uygulanmasının, işletmelerde iş kazalarını azaltma ve güvenlik yatırımlarını artırma yönünde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Çalışma, proses emniyetinin güçlendirilmesinin sürdürülebilirlik açısından kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak, ilgili sektörlerdeki uygulamalara ışık tutmayı hedeflemektedir.; This study conducts an in-depth examination of the relationship between occupational health and safety and process safety concepts, emphasizing the critical importance of enhancing process safety in large industrial facilities. The primary objective of this thesis is to elucidate the relationship between process safety, workplace accidents occurring within facilities, and the technical safety investments made in this domain. The thesis is organized into four chapters. The first chapter provides definitions of occupational health and safety and process safety, along with a discussion of the measures undertaken to promote a culture of occupational health and safety in Turkey and the significance of applications within the chemical sector. The second chapter explores the concepts of accidents and risks, presenting detailed information on types of workplace accidents, process accidents, and risk management. The third chapter focuses on process safety management, comparing various safety management models and risk-based process safety approaches. The fourth chapter outlines the aim, scope, and methodology of the research, along with information regarding survey data and its analysis. The research aims to investigate the positive correlation between the levels of process safety in companies and the frequency of workplace accidents, as well as the technical safety investments made, utilizing dimensions such as leadership, incident investigation, training, process hazard analysis, and emergency response. The survey instrument was developed in accordance with the API 581 guidelines, and data were collected using a five-point Likert scale. The collected data facilitated the analysis of relationships between companies' process safety practices, the frequency of workplace accidents, and the safety investments undertaken. The findings indicate that the effective implementation of process safety elements significantly contributes to reducing workplace accidents and enhancing safety investments within enterprises. This study underscores the critical importance of strengthening process safety from a sustainability perspective, aiming to illuminate applications in relevant sectors.
06.03.2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Kapsamındaki Sağlık Hedeflerinin Değerlendirmesi: Türkiye ve Örnek Ülke Karşılaştırması = Evaluation of health targets within the scope of Sustainable Development Goals: Comparison of Turkey and sample countries</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/103189" rel="alternate"/>
<author>
<name>Uğan, Çiğdem</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/103189</id>
<updated>2025-09-22T10:56:18Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Kapsamındaki Sağlık Hedeflerinin Değerlendirmesi: Türkiye ve Örnek Ülke Karşılaştırması = Evaluation of health targets within the scope of Sustainable Development Goals: Comparison of Turkey and sample countries
Uğan, Çiğdem
Çalışmanın amacı; Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında Dünya Sağlık Örgütü'nün 2007 Raporu'nda yer alan yapı taşlarını esas alarak sağlık sistemlerinin performansını ortaya koyarak sürdürülebilirliğini belirlemektir. Çalışmada Birleşmiş Milletlerin SKH göstergeleri, Sağlık Bakanlığının 2024- 2028 Stratejik Planı ve 12. Kalkınma Planı kapsamında belirlenen bir gösterge seti kullanılmıştır. Belirlenen gösterge seti WHO 2007 raporunda belirlenen sağlık sistemi yapı taşları çerçevesine uygun olarak sağlık harcamaları/finansmanı, sağlık insan gücü, tıbbi ürünler, aşılar ve teknoloji, hizmet sunumu, erişim, sağlığın geliştirilmesi, finansal risk koruması ve verimlilik başlıkları altında gruplandırılmıştır. Çalışmada 1990- 2022 verileri esas alınmış olup veriler WB ve OECD veri tabanlarından elde edilmiştir. Verilerin analizinde zaman serileri analiz yöntemlerinden üstel düzleştirme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre 2035 yılına kadar toplam sağlık harcamalarında İspanya dışındaki ülkelerde artış beklenirken Türkiye'de kamu sağlık harcamalarındaki artışların daha ciddi boyutlarda olacağı öngörülmektedir. İnsan gücü göstergelerinden kişi başına hekim ve hemşire sayılarında tüm ülkelerde artış beklenmesine karşın, diş hekimi, eczacı ve ebe sayılarında Türkiye dışındaki ülkelerde önemli bir değişim öngörülmemekte olup bu durumda Türkiye'nin mevcut sağlık insan gücünün yetersizliği rol oynamaktadır. Çalışmada kişi başına BT sayısında tüm ülkelerde ve MRI sayısında Birleşik Krallık dışındaki ülkelerde artış beklenmektedir. İlaç satışında Türkiye ve İspanya'da yatay seyir gözlenmesine karşılık diğer ülkelerde artış beklenmektedir. Hizmet sunumu göstergelerinden hastane sayısı ile ortalama kalış süresinde Birleşik Krallık'da ve yatak sayısında Türkiye'de artış beklenirken diğer ülkelerde genel eğilimin yatay ya da düşüş yönlü gerçekleşmesi beklenmektedir. Hekime başvuru sayısında Türkiye'de ciddi artış öngörülmesine karşılık diğer ülkelerde yatay seyir gözlenmektedir. Bağışıklama oranlarında bütün ülkelerin iyi bir performans göstereceği tahmin edilmektedir. Çalışmada Türkiye'de düşüş gözlenmekle birlikte anne ölüm oranları diğer ülkelerden daha yüksek oranda seyredecektir. Doğumda beklenen yaşam süresinin Türkiye'de artması beklenmektedir. Bebek ölüm oranlarında Türkiye'de daha yüksek olmak üzere tüm ülkelerde yatay bir seyir öngörülmektedir. Genel doğurganlık hızında diğer ülkelerde değişim beklenmezken Türkiye'de düşüş meydana geleceği tahmin edilmektedir. Finansal risk koruması göstergelerinden toplam cepten sağlık harcamasının Almanya, Birleşik Krallık ve İspanya'da; kişi başı cepten sağlık harcamasının ABD, Almanya ve İspanya'da artış göstermesi beklenirken cepten sağlık harcamalarının toplam sağlık harcamaları ve GSYİH'ya oranında önemli bir değişim beklenmemektedir. Toplam sağlık harcamalarının GSYİH'ya oranında Türkiye'de daha çok yatay seyir beklenirken, diğer ülkelerde artış öngörülmektedir. Kamu sağlık harcamalarının GSYİH'ya oranında Birleşik Krallık ve Fransa'da artış olması beklenirken Türkiye'de kısmi düşüş öngörülmektedir. Özel sağlık harcamalarının GSYİH'ya oranında ve kamu sağlık harcamalarının toplam sağlık harcamalarına oranında herhangi bir değişim beklenmezken kamu harcamalarından sağlık harcamalarına ayrılan payda Türkiye, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık'da artış öngörülmektedir. Çalışma sonucunda Türkiye'nin sağlık harcamaları, hekime başvuru sayısı, doğurganlık oranları gibi göstergelerinde diğer ülkelere göre daha dezavantajlı olduğu, önlem alınmaması halinde bu dezavantajın ileriki yıllarda da devam edeceği söylenebilir. Ancak cepten sağlık harcamaları ve sağlık harcamalarının GSYİH'daki oranında daha avantajlı görülmektedir. Sağlık politikacıları ve uygulayıcılarına dezavantajlı durumların ortadan kaldırılması ve avantajlı durumların daha da geliştirilmesi için politika belirleme ve planlama yapmaları önerilir.; The aim of the study is to determine the sustainability of health systems by revealing their performance based on the building blocks in the 2007 Report of the World Health Organisation within the scope of Sustainable Development Goals. In the study, a set of indicators determined within the scope of the United Nations SDG indicators, the 2024-2028 Strategic Plan of the Ministry of Health and the 12th Development Plan were used. The indicator set is grouped under the headings of health expenditures/financing, health manpower, medical products, vaccines and technology, service delivery, access, health promotion, financial risk protection and efficiency in accordance with the framework of health system building blocks determined in the WHO 2007 report. The study is based on 1990-2022 data and data are obtained from the WB and OECD databases. In the analysis of the data, exponential smoothing method, one of the time series analysis methods, was used. According to the findings of the study, while an increase in total health expenditures is expected in countries other than Spain until 2035, the increase in public health expenditures in Turkey is expected to be more significant. Although an increase is expected in the number of physicians and nurses per capita in all countries, no significant change is expected in the number of dentists, pharmacists and midwives in countries other than Turkey. In the study, an increase is expected in the number of CTs per capita in all countries and in the number of MRIs in countries other than the United Kingdom. Pharmaceutical sales are expected to remain flat in Turkey and Spain, whereas an increase is expected in other countries. Among service delivery indicators, the number of hospitals and average length of stay are expected to increase in the United Kingdom, and the number of beds is expected to increase in Turkey, while the general trend is expected to be flat or declining in other countries. While a significant increase is expected in Turkey in the number of visits to physicians, a flat trend is observed in other countries. All countries are expected to perform well in immunisation rates. In the study, although a decline is observed in Turkey, maternal mortality rates will be higher than in other countries. Life expectancy at birth is expected to increase in Turkey. Infant mortality rates are expected to remain flat in all countries, with a higher rate in Turkey. While the overall fertility rate is expected to remain unchanged in other countries, it is expected to decline in Turkey. Among financial risk protection indicators, total out of-pocket health expenditures are expected to increase in Germany, the United Kingdom and Spain, and per capita out-of-pocket health expenditures are expected to increase in the United States, Germany and Spain, while the ratio of out-of-pocket health expenditures to total health expenditures and GDP is not expected to change significantly. While the ratio of total health expenditures to GDP is expected to remain mostly flat in Turkey, it is expected to increase in other countries. The ratio of public health expenditures to GDP is expected to increase in the United Kingdom and France, while a partial decrease is expected in Turkey. While no change is expected in the ratio of private health expenditures to GDP and the ratio of public health expenditures to total health expenditures, the share of public expenditures allocated to health expenditures is expected to increase in Turkey, Germany, France and the United Kingdom. As a result of the study, it can be said that Turkey is more disadvantaged compared to other countries in indicators such as health expenditures, number of physician visits and fertility rates, and this disadvantage will continue in the coming years if no measures are taken. However, out-of-pocket health expenditures and the ratio of health expenditures to GDP are more advantageous. It is recommended that health policy makers and practitioners should make policy determination and planning for the elimination of disadvantageous situations and further development of advantageous situations.
06.03.2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>İnsani yardım tedarik zincirinde güven modeli geliştirme:iran örneği = Developing a trust model in humanitarian supply chains: the case of iran</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/103188" rel="alternate"/>
<author>
<name>Ghorbanigolzarinezhad, Shahyar</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/103188</id>
<updated>2025-09-22T10:56:18Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">İnsani yardım tedarik zincirinde güven modeli geliştirme:iran örneği = Developing a trust model in humanitarian supply chains: the case of iran
Ghorbanigolzarinezhad, Shahyar
Bu araştırma, insani yardım tedarik zincirlerinde güven modelinin geliştirilmesi üzerine odaklanmakta olup, özellikle İran bağlamında incelenmiştir. Araştırma, afet durumlarında hızlı müdahale ve etkin yardım dağıtımının sağlanmasında, paydaşlar arasında güven, koordinasyon ve iş birliğinin kritik rolünü ele almaktadır. Çalışmanın ilk aşamasında, nitel bir yaklaşım benimsenmiş ve gömülü kuram yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda, uzmanlarla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla (n=8) nitel veriler toplanmıştır. Her görüşme yaklaşık bir saat sürmüş ve uzmanların çalışma ortamlarında yapılmıştır. Örneklem seçimi için amaçlı ve kartopu örnekleme yöntemleri tercih edilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler, Nvivo yazılımı kullanılarak açık, eksenel ve seçici kodlama olmak üzere üç aşamada analiz edilmiş ve bu süreçte güven modeli tasarlanmıştır. Bu çalışmada uygulanan nitel araştırma yöntemi kapsamında kodlamaların kabul edilebilirliği, Corbin ve Strauss (2015)'un nitel araştırmalar için belirlediği on göstergeden yararlanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın nicel aşamasında, güven oluşturma sürecinde yardım zincirinin bileşenlerini açıklamak ve bu bileşenler arasındaki ilişkileri tespit etmek amacıyla sosyal ağ analizi (SNA) tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda, Tahran'da meydana gelen üç önemli olay (metro su baskını, Plasko binası yangını ve Şahran patlaması) örnek olay olarak seçilmiştir. Örneklem seçimi için ölçüt örnekleme yöntemi uygulanmış ve olaylarda görev almış yardım görevlileri ile operasyon yöneticilerinin katılımıyla anketler gerçekleştirilmiştir. Veriler, merkeziyet (aracılık ve derece), yoğunluk ve kesme noktaları gibi göstergeler temelinde NetDraw yazılımı ile analiz edilmiştir. Analiz sürecinin doğruluğu ve sosyal ağ analizi göstergelerinin uygunluğu bu aşamanın geçerliliğini sağlamıştır. Nicel aşamanın ikinci fazında, araştırmanın dördüncü amacını (yardım zincirinin bileşenlerinin öncelik sıralamasının belirlenmesi) ele almak için sezgisel bulanık En İyi-Kötü Yöntemi (IFBWM) uygulanmıştır. Bu aşamada, örneklem seçimi için kartopu örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Fazın sonuçlarının güvenilirliği, tutarlılık indeksi aracılığıyla analiz edilmiş ve geliştirilen modelin geçerliliği doğrulanmıştır.; This study focuses on developing a trust model within humanitarian supply chains, with a particular emphasis on the context of Iran. It highlights the critical role of trust, coordination, and collaboration among actors in ensuring rapid response and effective aid distribution during disaster scenarios. In the initial phase of the research, a qualitative approach was adopted, employing the grounded theory method. Qualitative data were collected through semi-structured interviews conducted with experts (n=8), each lasting approximately one hour and held in their respective work environments. Purposeful and snowball sampling methods were utilized to select participants. The data obtained from the interviews were analyzed in three stages—open, axial, and selective coding—using Nvivo software, culminating in the development of the trust model. The reliability of the coding process was evaluated using the ten criteria outlined by Corbin and Strauss (2015) for qualitative research. In the quantitative phase, the Social Network Analysis (SNA) technique was employed to elucidate the components of trust-building within the aid chain and to identify the relationships between these components. Three major incidents in Tehran—the metro flood, the Plasco building fire, and the Shahran explosion—were selected as case studies. Criterion sampling was used to recruit participants, and surveys were conducted with relief workers and operations managers involved in these events. The data were analyzed using indicators such as centrality (betweenness and degree), density, and cutpoints, with all analyses performed using NetDraw software. The validity of this phase was ensured by the accuracy of the analytical process and the appropriateness of the SNA indicators. In the second phase of the quantitative analysis, the fourth objective of the study—prioritizing the components of the aid chain—was addressed using the Intuitionistic Fuzzy Best-Worst Method (IFBWM). Snowball sampling was employed to select participants for this phase. The reliability of the findings was assessed through the consistency index, and the validity of the developed model was rigorously confirmed.
06.03.2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
