<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Makale Koleksiyonu</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/1024" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/1024</id>
<updated>2026-04-13T16:03:23Z</updated>
<dc:date>2026-04-13T16:03:23Z</dc:date>
<entry>
<title>“SAÇMA OLAN AŞKIMIZMIŞ”:  ARABESK VE DEĞİŞEN SEYİRCİ PSİKOLOJİSİ</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/103033" rel="alternate"/>
<author>
<name>Sevim, Seçkin</name>
</author>
<author>
<name>Aydın Sevim, Bilgen</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/103033</id>
<updated>2025-09-03T11:57:19Z</updated>
<published>2021-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">“SAÇMA OLAN AŞKIMIZMIŞ”:  ARABESK VE DEĞİŞEN SEYİRCİ PSİKOLOJİSİ
Sevim, Seçkin; Aydın Sevim, Bilgen
Ertem Eğilmez (1929-1989), seyircinin nabzını tutma konusunda sıra dışı bir&#13;
yeteneğe sahipti. Eğilmez, sinemacılık kariyerinin ilk yıllarındaki kısa süreli&#13;
bocalamadan sonra Sürtük (1965) filmiyle büyük bir çıkış yakaladı. Bu başarıyı&#13;
1970’li yıllar boyunca sürdürdü. Aile seyircisi sinema salonlarından uzaklaşınca&#13;
Yeşilçam’ın çarkları bu kez lümpen seyircilerin beklentilerini karşılamak için&#13;
dönmeye başladı. 1970’li yılların ikinci yarısına damga vuran yerli seks filmlerinin&#13;
üretimi, 12 Eylül Askerî Darbesi ile birdenbire sona erdi. Ortaya çıkan&#13;
boşluğu arabesk filmler doldurdu. Eğilmez, 1980’li yıllarda müzik ve film piyasasına&#13;
hâkim olan arabesk furyasını son filmi Arabesk’te (1989) kıyasıya eleştirdi.&#13;
Bu çalışmada, Arabesk filmi sinemasal söylem çözümlemesi yöntemiyle&#13;
incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Arabesk filminin, seyir zevki gelişmiş, arabesk&#13;
kültüre ve Yeşilçam melodramlarına mesafeli duran potansiyel bir seyirci kitlesini&#13;
açığa çıkardığını ortaya koymaktır. Yeşilçam’ın sonunu ilan eden Arabesk&#13;
filmi, yeni bir sinemanın ve yeni bir seyirci psikolojisinin miladı olur. Geçmişte&#13;
ebeveynlerinin gözyaşı döktüğü hikâyelere kahkahalarla gülen bu seyirci, klasik&#13;
Yeşilçam seyircisinden oldukça farklıdır. Mağduriyet söylemini ve kendine&#13;
acımayı reddetme, fail olma ve kendi sorunlarını çözebilme bu seyirci kitlesinin&#13;
temel psikolojik özellikleridir.
</summary>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>“Come to Beşiktaş” İletişim Kampanyası: Mem Yaratımı ve Üreten Tüketicilik</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/103032" rel="alternate"/>
<author>
<name>Aydın Sevim, Bilgen</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/103032</id>
<updated>2025-09-03T11:57:14Z</updated>
<published>2019-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">“Come to Beşiktaş” İletişim Kampanyası: Mem Yaratımı ve Üreten Tüketicilik
Aydın Sevim, Bilgen
Mem (meme), dijital kültürdeki popüler&#13;
kavramlardan biridir. Görsel, işitsel ve sözel mesaj bombardımanı altındaki&#13;
kitleler için ambalajlanan memler dikkat ekonomisinin bir enstrümanı olarak&#13;
kullanılmaktadır. Yirmi birinci yüzyılda alıcının dikkatine sunulan enformasyon&#13;
bolluğu karşısında dikkat yeni bir ölçü birimi olarak tanımlanmakta ve iletişim&#13;
profesyonelleri dikkatin peşinden gitmektedir. YouTube,&#13;
Instagram, Facebook ve Twitter gibi aktif sosyal&#13;
ağ sitelerinde paylaşılan memlerin her biri,&#13;
kullanıcıların dikkatini yakalamak için rekabet etmektedir. Bu sayede önemsiz&#13;
veri statüsünden kurtulmaktadırlar. Spor, güçle ilgili memlerin&#13;
üretildiği rekabet alanlardan biridir. Özellikle futbol milyonlarca dolarlık&#13;
bir endüstri olarak güçlü mem üretimini harekete geçirir. Bu çalışmada,&#13;
Beşiktaş futbol takımı taraftarlarınca 2017 yılında başlatılan ve 1,2 milyar&#13;
kullanıcıya ulaşan “Come to Beşiktaş” (Beşiktaş’a gel) memlerinin doküman&#13;
analizi yapılmaktadır. Taraftarların bulduğu bir fikirle başlayıp Beşiktaş&#13;
yönetiminin ve iletişim profesyonellerinin katkısıyla bir iletişim kampanyasına&#13;
dönüştürülen bu mem yaratım süreci, Web 2.0 ortamında kullanıcı tarafından&#13;
üretilen içeriğin markalar üzerindeki etkisini gösterir. “Come to Beşiktaş”;&#13;
Facebook, Instagram, Twitter ve YouTube paylaşımlarından oluşan zengin bir mem&#13;
havuzu (mempleks) yaratmıştır. Bu&#13;
çalışmanın amacı; söz konusu kaynaklardan amaçlı örneklem yaklaşımıyla seçilen&#13;
memler aracılığıyla, taraftarın niçin üreten tüketici (prosumer) olarak konumlandırıldığını, iletişim tekniklerinin&#13;
kullanımını nasıl etkilediğini ve memlerin dijital platformda dikkati yakalamak&#13;
üzere nasıl cazip bir araca dönüştüğünü incelemektir.
</summary>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>POSTKAPİTALİST DÖNEMDE KÜRESEL MARKALARIN YENİ PAZARLAMA STRATEJİSİ: KİTLELERİN YENİ YAŞAM KOÇU OLARAK COCA COLA</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/103031" rel="alternate"/>
<author>
<name>Sevim, Bilgen</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/103031</id>
<updated>2025-09-03T11:57:09Z</updated>
<published>2015-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">POSTKAPİTALİST DÖNEMDE KÜRESEL MARKALARIN YENİ PAZARLAMA STRATEJİSİ: KİTLELERİN YENİ YAŞAM KOÇU OLARAK COCA COLA
Sevim, Bilgen
2000’li yıllarda küresel ölçekli markaların reklam söyleminde büyük bir dönüşüm yaşanmıştır. Bu markalar, “sevgi”, “umut”, “mutluluk”, “yardımseverlik”, “aşk” ve “barış” gibi kavramları kullanarak yaşamın anlamına dair mesajlar vermeye başlamışlardır. Interbrand’ın raporuna göre, 2012 yılında dünyanın en değerli markası seçilen Coca Cola’nın Türkiye için hazırladığı Yeni yıl, Yeni Umutlar (2012), Bimilyonneden Yeni Yıl (2012), Güvenlik Kameraları (2012), Daha İyi Bir Yıl (2013) Yeni Yıla Yalnız Giren Adam (2013), Değişim mi İstiyorsun? Sıfırla (2013) konseptli televizyon reklamları ile Coca Cola Türkiye internet sitesi (2013), postkapitalizm çağında küresel ölçekli markaların yeni pazarlama stratejisine dair çarpıcı veriler sunmaktadır. Bu sözel, işitsel ve görsel veriler, söylem analizi yöntemi ile incelendiğinde Coca-Cola’nın küresel ölçekli bir marka olarak kitlelerin yaşam koçu rolüne soyunduğu görülür. Coca Cola’nın sözü edilen reklam kampanyalarında işlenen ana tema “umut”tur. Reklamda her türlü olumsuzluğa karşın yaşama tutunmanın başlı başına bir değer olduğu vurgulanmaktadır. Umudu diri tutmak ve insanlara yaşamın her şeye karşın güzel olduğunu söylemek, sistemin ayakta kalmasını sağlamaya hizmet edecektir. Bu anlamda, postkapitalist sistemin sürdürülebilirliği, kitlelerin umudunun her gün yeniden tazelenmesine bağlıdır.; The advertising discourse of the global brands has changed dramatically in 2000’s. These brands have begun to broadcast some messages regarding the meaning of life by using the terms of “affection”, “hope”, “happiness”, “helpfulness”, “love” and “peace”. Coca Cola Company, elected as the best global brand in 2012 according to Interbrand’s report, prepared the following television commercials for Turkey such as New Year New Hopes (2012), Onebillionreason New Year (2012), Security Cameras (2012), A Better Year (2012), The Man Who Welcomes The New Year Alone (2013), Do You Want Change? Make It Zero (2012) and Coca Cola Turkey web site presents some remarkable data concerning the new marketing strategy of global brands in the postcapitalist era. When these verbal and audiovisual data are analyzed through discourse analysis, it can be observed that Coca Cola has attempted to become the life coach of the masses as a global brand. The main message of Coca Cola’s mentioned television commercials is “hope”. In these commercials, it is emphasized that surviving in any case is one of the most important virtue. Supporting the hope and telling people that life is beautiful in any case makes the capitalist system survive. In this context, the sustainability of the postcapitalist system depends on supporting the hope of the masses every day.
</summary>
<dc:date>2015-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Kişisel Gelişim Kitaplarındaki Başarı İdeolojisi: Mümin Sekman Örneği</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/103030" rel="alternate"/>
<author>
<name>Aydın Sevim, Bilgen</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/103030</id>
<updated>2025-09-03T11:57:04Z</updated>
<published>2013-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Kişisel Gelişim Kitaplarındaki Başarı İdeolojisi: Mümin Sekman Örneği
Aydın Sevim, Bilgen
Dünyada uzun yıllardır en çok satanlar listesinde ilk sıraları işgal eden kişisel gelişim literatürü, tüketim toplumunun geçirdiği zihniyet dönüşümü ve kapitalist sistemi meşrulaştırma pratikleri hakkında önemli ipuçları sunar. Hayat, kimilerinin başarılı kimilerinin de başarısız olacağı bir sınav olarak algılandığında ahlaki değerler ve insani ilişkiler bu önkabule göre şekillenir. Bir kaybeden olmamak için hırslı, benmerkezci ve bireyci tercihler ön plana çıkar. Başarı ideolojisine teslim olanlar, bireysel kurtuluşun peşinden gider; paylaşım, dayanışma ve toplum yararı gibi değerleri ise geri plana atarlar. Başarı ideolojisini benimsemek, mutlu olmanın tek yolunun bireysel başarıdan geçtiğine inanmayı da beraberinde getirir. Ne var ki asıl büyük tatminsizlik, kişisel gelişim kitaplarında vadedilen bireysel başarının beklenen mutluluğu getirmemesi durumunda yaşanır. Okura hayatı bir sınav olarak sunan kişisel gelişim kitapları, modern toplumun kılavuzsuz kalmış bireylerini kapitalizmin o büyük yalanına inandırmaya çalışır: Bireysel kurtuluşun mümkün olduğu yalanına… Sistemin devamlılığı için önemli bir araç olan kişisel gelişim alanı, herkesin her koşulda eşit olduğu varsayımına dayanır. Başarıya olan inanç, motivasyon ve umuttan beslenir. “Ya başarılısın ya da hiçsin!” söylemiyle başarısızları ve başarısızlık bilgisini yok sayar. Batıda kişisel gelişim literatürünün doğuşu, ekonomik bir kriz sonrasında gerçekleşir. Türkiye’de ise kişisel gelişim literatürünün doğuşuna zemin hazırlayan süreç siyasi bir krizle başlar. Bu çalışma, Türkiye’de kişisel gelişim literatürü dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Mümin Sekman’ın kitapları özelinde başarı ideolojisi söylemini eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlamaktadır.; The self improvement literature, which has been occupying place near the top in best seller list for a long time all over the world, gives some important clues about the mentality transformation of consumption culture and legitimization practices of capitalist system. When life is considered as an examination in which some people will be successful and the others will not, moral values and personal relations take shape in reference to this precondition. Ambitious, egocentric and i
</summary>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
