<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>2009 Vol: 11 Sayı: 1</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/98310</link>
<description/>
<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 02:39:18 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-05T02:39:18Z</dc:date>
<item>
<title>Sosyal Bilimlere Eleştirel Bir Bakış: Frankfurt Okulu ve Pozitivizm Eleştirisi</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/98379</link>
<description>Sosyal Bilimlere Eleştirel Bir Bakış: Frankfurt Okulu ve Pozitivizm Eleştirisi
Atila Demir, Sevim
Sosyal bilimler insan doğasına ve topluma geniş bir perspektiften yaklaşarak insan ve doğaya ait çözümlemelerini yaparken, kültürel, ekonomik, siyasi, fiziksel ve sosyal olmak üzere bütünsel bir yaklaşım sunar. Sadece bütünsel bakış açısıyla sınırlı kalmaz aynı zamanda zaman içerisinde varolabilecek değişimlere karşı kendini yeniler. Pozitivist teori belirli olay ve olguları açıklamak için duyu veri kullanılarak tümevarımsal yöntemle yasalara ulaşılır ve bu yasalar sosyal dünyayı açıklamada kullanılır. Frankfurt düşünürleri genel olarak insana ve doğaya ait bilgileri bu denli “şey”leştirme çabasına şiddetle karşı çıkar. Ve pozitivizm eleştirisi Frankfurt Okulunun en önemli başlıklarından birini oluşturur. Bu aynı zamanda bilimin ruhunun hiçleştirilmesinin eleştirisidir.; While social scienties are doing wide perspective analyse about human nature and social, ıt offers holistic cultural, economic, political, physical and social approch. Not only it is not to bound with holistic approch, but also it is to refresh oneself in case of change in the length of time. Positivist theory uses sensation data to explain event and action. Then positivist theory comes at to laws with induction methods. These laws are used to explain social world. Frankfurt philosophers, as a rule, roundly protestagainst reification these informations about human and nature.and criticism of positivism is one of the most important title for Frankfurt School. İt is at the same time criticism of the spirit of science to shrink to a nullity.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12619/98379</guid>
<dc:date>2009-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Türk- Gürcü İlişkileri ve Türkiye Gürcüleri</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/98378</link>
<description>Türk- Gürcü İlişkileri ve Türkiye Gürcüleri
Gül, Muhittin
Gürcüler, Kafkas coğrafyası içinde yerli halktan olup “Kartveli” adıyla anılmışlardır. Tarihsel süreç içinde Kartlar, Megrel-Çavanlar ve Savanlar olmak üzere üç kol oluşturmuşlardır. Grek ve Roma gibi antik dönemlerde demir işçiliği ile bilinen Gürcüler, oldukça ileri tarım tekniklerini kullanmışlardır. Genelde Asyalı kavimlerin siyasal ve kültürel etkileri altında olan Gürcüler’in uluslaşma sürecinde Kartlar belirleyici rol oynamıştır. Gürcüler, Kafkas dillerinin Kartveli dil grubundan olup, oldukça zengin bir ses sistemine sahiptirler.&#13;
Gürcüler’in son derece hareketli olan Kafkas coğrafyası içinde önceleri eski Asya kökenli kavimlerle iç içe veya yan yana yer almışlardır. Bunu izleyen dönemlerde ise genelde Transkafkasya ve bu arada da Gürcüler, sırasıyla Arap, Bizans, Selçuklu ve Moğol İşgallerini yaşamışlardır. Osmanlı-Gürcü ilişkileri ise 1578’de Güneybatı Gürcistan’ın ilhakı ile başlamıştır. Bu tarihten itibaren Gürcüler arasında Müslümanlık yayılmaya başlarken, bu aynı zamanda Türkiye Gürcüleri’nin de tarihi başlangıcı olmuştur. Bundan sonra göç şeklinde yer değiştirmeler olacaktır. Osmanlı yönetimine giren ve İslamlığı kabul eden Gürcüler’in giderek yaşam biçimi farklılaşmaya başlamıştır. Bundan sonraki siyasal olaylar, savaşlar ve dinsel farklılıklar, Müslüman Gürcüleri ötekilerden koparmıştır. Ancak dil ve bazı gelenekler sürdürülmüştür.&#13;
Yaşanan Osmanlı-Rus savaşlarından özellikle Kırım ve 1877-78 savaşları sırasında Osmanlı ordularını destekleyen Gürcüler’e baskı yapan Ruslar, onların Anadolu’ya göç etmelerine neden olmuştur. Bu tarihlerden itibaren Rus baskıları nedeni ile Karadeniz ve Anadolu’nun çeşitli yörelerine göç eden Müslüman Gürcüler, bu günkü Türkiye Gürcülerini oluşturmuşlardır. 1921’de Gürcistan Sovyet yönetimi altına girerken, aynı yıl Türk-Sovyet sınırı çizilmiş ve Türkiye’de kalan Gürcüler’in kalıcılığı kesinleşmiştir. Bundan sonra Türkiye Gürcüleri, hiç bir şekilde etnik ayrılık peşinde olmaksızın, Atatürk’ün işaret ettiği doğrultuda Anadolu Türk halkı ile kaynaşıp rahat bir şekilde yaşantılarını sürdürmektedirler.; Georgians, which are termed the name “Kartveli”, are a local folk in Caucasian geography. Karts compose three houses as Megrel–Çavans and Savans in historical process. Georgians were known in iron working in Greek and Roman archaic era’s and they used advanced agriculture technics. Karts played determining role on the process of being a nation of Georgians, which, in general under the influence of Asian hordes. Georgian language is a part of Kartveli language group and has a reasonably rich voice system.&#13;
Georgians previously had lived with old Asian hordes in extremely active Caucasian geography. Pursuing era’s they came under generally Transcaucasian and meanwhile successively, Arabic, Byzantine, Seljuk and Mongol invasions. The relations of Ottoman- Georgians were begun with the invasion of southwest Georgia in 1578. Hence, İslam was spreaded among Georgians, and it started the history of Turkey Georgians. Hereafter, immigration type movements would take place. As a result of Ottoman administration and accepting İslam, Georgians life style was begun to change. Henceforth political events, wars and religious differences broke off Muslims Georgians from others. Although, language and some customs were continued.&#13;
Russians pressurized Georgians, which supported Ottoman Armies, in the Ottoman–Russian Wars, especially Crimean and the war of 1887–78, and it started their immigration to Anatolia. These Muslim Georgians imigrated to Black Sea and several district of Anatolia and constitute Turkey Georgians. In 1921 Georgia fell into Soviet administration and Turkish – Soviet border was drawn at the same year. This made definite that staying Georgians in Turkey permanently. Henceforth, Turkey Georgians does not seek ethnical differences and they mixed Anatolian Turkish people at the guide of Atatürk. They are living in a comfortable situation.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12619/98378</guid>
<dc:date>2009-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>1923-1960 Döneminde Türkiye’de Tarım Faaliyetleri Üzerinden Alınan Vergiler</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/98377</link>
<description>1923-1960 Döneminde Türkiye’de Tarım Faaliyetleri Üzerinden Alınan Vergiler
İnci, İbrahim
Çalışmamızda, tarımın Türkiye ekonomisinde en önemli yere sahip olduğu 1923-1960 döneminde tarımsal faaliyetlerin vergilendirilmesi konusunda yapılan çalışmalar ele alınmıştır. Amacımız, milli gelirin yaklaşık yarısını oluşturan tarımsal kazançlardan büyük bir vergi kaynağı olarak ülke kalkınmasında ne ölçüde faydalanıldığını tespit etmektir.&#13;
Osmanlı döneminde ve Cumhuriyetin ilk iki yılında alınan âşar vergisi köylünün üzerinde büyük yük oluşturmaktaydı. Bu verginin kaldırılması Türk çiftçisi tarafından büyük bir sevinçle karşılanmış ve onu üretime teşvik etmiştir. İkinci Dünya Savaşı döneminde alınan Toprak mahsulleri vergisi âşar benzeri bir vergi olduğu için köylü üzerinde aynı etkiyi yaratmıştır. Köylü bu vergiyi koyanları seçimlerde oy vermemekle cezalandırmıştır. Bunu gören siyasal iktidarlar oy kaygısına düşmüş ve tarımsal kazançları vergilendirme girişiminden uzak durmuşlardır.&#13;
Gelir vergisinin bu dönemde tarım kesimine uygulanmaması, büyük çiftçiyi vergi dışı bırakarak gelir dağılımında adaletsizliğe ve ülke kalkınmasında en önemli kaynağın değerlendirilememesine neden olmuştur.; This study deals with taxation of agricultural sector in the period of 1923-1960 when agriculture is the most important position in Turkish economy. We aim at uncovering to what extent agricultural tax revenue, which made up almost half of national income, was utilized in national development in that period as a huge tax source. Tithe tax collected in the Ottoman period and the early years of the Republic was used to cause a big burden on the villagers. The demise of this tax was welcomed by Turkish farmers and encouraged them for more production. The land product tax applied during the World War II had the same effects as the tithe tax on the farmers and the introducers of this tax was punished by the villagers in the first election. Due to the political concerns, the government then avoided agricultural taxation.&#13;
No income taxation for the farmers in that period resulted in no tax income from the big farmers too. This was caused inequity in income distribution and surely large decrease in tax revenue of the state, which would have been used for national development.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12619/98377</guid>
<dc:date>2009-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Gümüşhane’de 1895 Ermeni Olayları</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/98376</link>
<description>Gümüşhane’de 1895 Ermeni Olayları
Nazır, Bayram
Anadolu’da Ermeni olaylarının en yoğun yaşandığı dönem 1890’lı yıllardır. Bu dönemde ortaya çıkan hadiseler bilinmeden, I.Dünya savaşı sonrası gelişmelerin anlaşılması son derece güç olur. 1895 yılında Türkiye’nin pek çok yerinde olduğu gibi, Gümüşhane’de de Ermeni ayaklanmaları oldu. Gümüşhane’de patlak veren Ermeni olayları Trabzon’daki hadiselerin bir devamı olarak cereyan etmiştir. Nitekim Trabzon’daki Ermeni olaylarının üzerinden çok geçmeden 25 Ekim 1895 tarihinde Gümüşhane’de Ermeni isyanları başlamıştır. Trabzon Valisi Kadri Paşa, Sadarete çektiği telgrafta Gümüşhane kasabasında İslam ile Ermeniler arasında olayların başladığı ve bütün memurlara olayları yatıştırmaları için emirler gönderildiğini yazıyordu. Gümüşhane’deki olayların nedeni bir jandarmanın Ermenilere ait bir dükkanda zehirlenerek öldürülmesi idi. Yaşanan hadiselerden sonra bazı Kafkas gazetelerinde Gümüşhane’deki Ermenilerin katledildiği yalan haberleri çıkmaya başladı. Gümüşhane’deki olayların yatışmasından sonra mağdur olan Ermenilere yardım edilmesi için çalışmalar yapılmıştır. Olayları çıkaran Ermeniler olmasına rağmen devlet onları korumuş ve gördükleri zararları telafi etmiştir. Devletin gösterdiği bu davranışına rağmen Ermeniler isyanlarını durdurmamışlar, Gümüşhane ve Anadolu’nun diğer vilayetlerinde ayaklanmalar çıkarıp Türk halkına saldırmışlardır.; Armenian related incidents in Anatolia emerged dramatically in the 1890’s. This era forms a background whithout it an understanding of the related developments during and after the World War-I would not be possible. As with the whole of Anatolia, 1895 saw Armenian uprisings in Gümüşhane too. The uprisings in Gümüşhane started in October 25.th 1895 as a continuation of the events that had occured a short time ago in Trabzon. The governor of Trabzon Kadri Pasha, wrote in a dispatch to the Sadaret that in the town of Gümüşhane, incidents between Moslems and Armenians had begun and that orders were sent to all local officers to calm the situation. The spark of the events in Gümüşhane was the killing of a Gendarm in an Armenian shop by poisoning. After the incidents, false reports of Armenian killings in Gümüşhane began to appear in some Caucasian newspapers. After the incidents calmed down, reparations have been done to the Armenians who were harmed. Although the incidents were initiated by the Armenians, the Ottoman state protected them and toke steps towards the reparation of their losses. However, this handling showed no effect on Armenian uprisings which continued to attack Turkish people in Gümüşhane and throughout Anatolia as well.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2009 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12619/98376</guid>
<dc:date>2009-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
