<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12619/69517">
<title>Doktora Tezleri Koleksiyonu</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/69517</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12619/101458"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12619/101457"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12619/101459"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12619/101456"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-05T17:45:15Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12619/101458">
<title>9-11 yaş grubu çocuklara yönelik Türk yapımı çizgi filmlerde değerler eğitimi (TRT çocuk örneği) = For 9-11 years old children values education in türkish-made cartoons (TRT çocuk example)</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/101458</link>
<description>9-11 yaş grubu çocuklara yönelik Türk yapımı çizgi filmlerde değerler eğitimi (TRT çocuk örneği) = For 9-11 years old children values education in türkish-made cartoons (TRT çocuk example)
Güden Altmış, Zehra
Bu çalışmada 9-11 yaş grubu çocuklarına yönelik TRT Çocuk kanalında yayımlanan 15 çizgi filmde yer alan değerlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi ile Birkök'ün (2019) beş temel evrensel değeri ilişkilendirilmiştir. Birkök'ün değerleri, tez danışmanı Altun tarafından olgusal değerler, bunun dışında kalanlar ise duygusal değerler olarak sınıflandırılarak bir tablo oluşturulmuştur. 9-11 yaş grubu çocuklara yönelik TRT Çocuk kanalında yayımlanan Türk yapımı 15 çizgi film tablodaki değerler esas alınarak incelenmiştir. İncelemede Youtube izlenme oranlarına göre her çizgi filmden 5 bölüm en az iki kez izlenerek değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme alan uzmanlarına sunulmuş, alan uzmanlarından alınan dönütlerle veriler üzerinde düzenlemeler yapılmış, bu şekilde çalışmanın güvenirliğine katkı sağlanmıştır. Ardından tespit edilen değerlerle ilgili yorumlarda bulunulmuştur. Araştırmada elde edilen bulgulara göre TRT Çocuk kanalında yayımlanan 15 çizgi filmin değerler bakımından zengin olduğu ancak daha çok belli değerler üzerinde yoğunlaşıldığı belirlenmiştir. Bu sonuçların ailelere, eğitimcilere ve çizgi film yapımcılarına yol gösterici olacağı düşünülmüş, değerlerin çizgi filmlerde dengeli biçimde dağılım göstermesi gerektiği vurgulanmıştır.; In this study, it was aimed to determine the values in 15 cartoons broadcast on TRT Children's channel for children aged 9-11. The document analysis technique, one of the qualitative research methods, was used in the study. Maslow's Hierarchy of Needs was associated with Birkök's (2019) five basic universal values. A table was created by classifying Birkök's values as factual values, and the rest as emotional values by Altun, the thesis supervisor. 15 Turkish-made cartoons broadcast on TRT Children's channel for children aged 9-11 were analyzed based on the values in the table. In the analysis, 5 episodes from each cartoon were watched at least twice, according to the rate of watching Youtube. The evaluation made was presented to the field experts, arrangements were made on the data with the feedback received from the field experts, thus contributing to the reliability of the study. Then, comments were made about the determined values. According to the findings of the study, it was stated that 15 cartoons broadcast on TRT Children's channel are rich in values, but mostly focused on certain values. It was thought that these results would guide families, educators and cartoon producers, and it was emphasized that the values should be distributed in a balanced manner in cartoons.
06.03.2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12619/101457">
<title>Lise öğrencilerinde öz-şefkat ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide erken dönem uyumsuz şemaların aracı rolünün incelenmesi = The mediating role of early maladaptive schemas in the relationship between self-compassion and emotional autonomy in high school students</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/101457</link>
<description>Lise öğrencilerinde öz-şefkat ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide erken dönem uyumsuz şemaların aracı rolünün incelenmesi = The mediating role of early maladaptive schemas in the relationship between self-compassion and emotional autonomy in high school students
Koçak, Lokman
Bu araştırmada, lise öğrencilerinde öz-şefkat ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide erken dönem uyumsuz şemaların aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ayrıca duygusal özerkliğin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, doğum sırası ve anne baba birliktelik durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Kocaeli ilinde öğrenim görmekte olan 296 kadın (% 53.2) ve 260 erkek (% 46.8) olmak üzere toplam 556 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Yaşları 14 ile 16 yaş arasında değişen katılımcıların yaş ortalaması 15.2'dir. Araştırmanın verileri; araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", "Ergenler için Duygusal Özerklik Ölçeği", "Ergenler için Öz-şefkat Ölçeği" ve "10-16 Yaş Çocuk ve Ergenler için Erken Dönem Uyumsuz Şema Ölçekler Takımı" ile toplanmıştır. Araştırmada öz-şefkat, duygusal özerklik ve erken dönem uyumsuz şemalar arasındaki ilişkiler, korelasyon analizi ve regresyona dayalı aracılık analizi ile incelenmiştir. Ayrıca, test edilmeye çalışılan aracı modellerdeki doğrudan ve dolaylı etkiler bootstrap yöntemi ile belirlenmiştir. İlgili alanyazın ışığında, şema alanları dikkate alınarak aracılık modelleri kurulmuş ve bu doğrultuda erken dönem uyumsuz şemaların aracı rolü sınanmıştır. Buna ek olarak, cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, doğum sırası ve anne baba birliktelik durumuna göre duygusal özerkliğin anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı ilişkisiz örneklemler için t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile incelenmiştir. Aracılık analizleri sonucunda, kopukluk-reddedilmişlik şema alanında yer alan duygusal yoksunluk şeması, zedelenmiş özerklik ve performans şema alanında yer alan başarısızlık ve yapışıklık/gelişmemiş benlik şemaları, zedelenmiş sınırlar şema alanında yer alan yetersiz özdenetim şeması, diğerleri yönelimlilik şema alanında yer alan kendini onaylamama şeması ve aşırı tetikte olma/bastırılmışlık şema alanında yer alan karamsarlık şemasının öz-şefkat ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide aracı etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, okul türüne göre duygusal özerklikte anlamlı farklılaşma olduğu; ancak diğer demografik değişkenlere göre duygusal özerkliğin anlamlı farklılaşmadığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır.; This study focuses on the mediating role of early maladaptive schemas in the relationship between self-compassion and emotional autonomy in high school students. The study also has been examined whether emotional autonomy differ according to gender, class level, type of school, number of siblings, order of birth and togetherness of parents. The study group consists of a total of 556 high school students, 296 female (53.2 %) and 260 male (46.8 %), who were studying at different high schools in Kocaeli province in 2019-2020 academic year. The participants were aged between 14 and 16, with an average age of 15.2. As data collecting tools, "Personal Information Form" which was developed by researcher, "Emotional Autonomy Scale for Adolescents", "The Self-compassion Scale for Adolescents" and "Early Maladaptive Schema Questionnaires Set for Children and Adolescents between the Ages of 10-16" were used. In the study, the relationships between self-compassion, emotional autonomy, and early maladaptive schemas were examined using regression-based mediation analysis and correlation analysis. Furthermore, a bootstrap method was used to examine the direct and indirect effects in the mediation models. According to the relevant literature, mediation models were established by taking the schema areas into consideration, and the mediating role of early maladaptive schemas was tested accordingly. In addition to that, with the independent sample t-test and one-way analysis of variance (ANOVA) was examined whether emotional autonomy significantly differentiated according to gender, class level, type of school, number of siblings, order of siblings and togetherness of parents. As a result of mediation analysis, it has been determined that the schema of emotional deprivation in the disconnection-rejection schema area, schema of failure and enmeshment/undeveloped self in impaired autonomy and performance schema area, schema of insufficient self-control in impaired limits schema area, schema of self-disapproval in other-directedness schema area, and schema of pessimism overvigilance/inhibition schema area have a mediating effect on the relationship between self-compassion and emotional autonomy. Moreover, there has been found a significant differentiation in emotional autonomy according to type of school; however, it has been determined that emotional autonomy did not differ significantly according to other demographic variables. The findings obtained have been discussed in the context of the relevant literature.
06.03.2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12619/101459">
<title>Bilişsel davranışçı oyun terapisi temelli psiko-eğitim programının çocuklarda şiddet içerikli dijital oyun bağımlılığı ve saldırganlık düzeylerine etkisi = The effect of cognitive behavioral play therapy based psycho-education program on the level of violent content digital game addiction and aggressiveness</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/101459</link>
<description>Bilişsel davranışçı oyun terapisi temelli psiko-eğitim programının çocuklarda şiddet içerikli dijital oyun bağımlılığı ve saldırganlık düzeylerine etkisi = The effect of cognitive behavioral play therapy based psycho-education program on the level of violent content digital game addiction and aggressiveness
Söylemez, Aydın
Bu araştırmanın amacı, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan bilişsel davranışçı oyun terapisi temelli psikoeğitim programının çocuklarda şiddet içerikli oyun bağımlılığı ve saldırganlık düzeyine etkisini incelemektir. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Kocaeli Gebze ilçesindeki MEB'e bağlı bir ilkokulda 4. sınıfa devam eden öğrencilerle yürütülmüştür. Araştırma, 219 kişilik ön test uygulamasından sonra toplam 20 kişinin (deney grubunda 10 ve kontrol grubunda 10 kişi) katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Deneysel desenin yöntem olarak kullanıldığı bu araştırmanın bağımsız değişkeni bilişsel davranışçı oyun terapisi temelli psikoeğitim programı, bağımlı değişkenleri ise bilgisayar oyun bağımlılığı ölçeği ve saldırganlık ölçeğinden alınan puanlar olarak belirlenmiştir. Araştırmada oyun bağımlılığına ve saldırganlığa dair veriler sırasıyla "Çocuklar İçin Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği" ve "Saldırganlık Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Bu araştırma deneysel desen türlerinden 2x3'lük (deney/kontrol grupları X öntest-sontest-izleme testi) split-plot desenle gerçekleştirilmiştir. Ön test olarak uygulanan ''Bilgisayar Oyun Bağımlılığı'' ve ''Saldırganlık'' ölçeklerinden en yüksek puanları alan 20 kişinin 10'u deney grubu olanak belirlenip araştırmacı tarafından 10 haftalık bilişsel davranışçı oyun terapisi temelli psikoeğitim programı müdahale aracı olarak kullanılırken 10 kişilik kontrol grubuna yönelik herhangi bir müdahale işlemi gerçekleştirilmemiştir. Bilişsel davranışçı oyun terapisi temelli psikoeğitim programı 10 hafta süresince uygulandıktan 2 hafta sonra ölçeklerin son testi, bundan 3 ay sonra da izleme testi deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Uygulanan psikoeğitim programının oyun bağımlılığı ve saldırganlık düzeyi etkililiğine ilişkin ölçümlerden elde edilen verilerin analizinde ölçüm ve gruplar arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek için tek faktör üzerinde tekrarlı ölçümler için iki faktörlü varyans analizi tekniği kullanılmıştır. Bağımlı değişken kavramları arasındaki ilişki için de Pearson korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Veriler SPSS 22.00 paket programıyla analiz edilmiş ve anlamlılık düzeyi olarak .05 kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; bilişsel davranışçı oyun terapisi temelli psikoeğitim programı deney grubunun oyun bağımlılığı ve saldırganlık düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Bu olumlu etki oyun bağımlılığı açısından işlem sonrası izleme sürecindeki etkililiğini devam ettirse de bu durumun saldırganlık için geçerli olmadığı görülmüştür. Buna ek olarak saldırganlık kavramı ile dijital oyun bağımlılığı kavramları arasında yüksek düzeyde pozitif bir ilişki olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, araştırmadan elde edilen bulgular, ilgili alanyazın ışığında tartışılarak ilerde yapılacak araştırmalara önerilerde bulunulmuştur.; The aim of this research is to investigate the effect of cognitive behavioral play therapy based psycho-education program that was developed by the researcher on the level of violent content digital game addiction and aggressiveness in children. The research was conducted with 4th grade students in primary school in Gebze district of Kocaeli province in 2019-2020 educational years. After the implementation of the pretest with 219 students, a psycho-education program was carried out 20 students who got the highest scores from scales (10 students from the experimental group, 10 students from the control group). The research, which is an experimental design, has an independent variable as the cognitive behavioral play therapy based psycho-education program and dependent variables as both digital game addiction and aggressiveness scores. Research data on digital game addiction and aggressiveness were collected through "Computer Game Addiction Scale for Children" and "Aggressiveness Scales" respectively. Among the experimental research designs, split plot design of 2x3 (pretest-posttest-follow-up test) was used in the research. 10 of 20 students who scored the highest in the ''Computer Game Addiction Scale for Children'' and ''Aggressiveness Scales'' were chosen as the experimental group and the remaining 10 students were determined as the control group. Following the pre-test process, a 10-week cognitive behavioral play therapy based psycho-education program was conducted on the experimental group as an intervention program, while no intervention was performed for the control group. 2 weeks after the intervention program, a post-test was applied to both the experimental and the control groups. 3 months after the post-test, a follow-up test was applied to both the experimental and the control groups. In the analysis of data, two-factor analysis for repeated measures in a single factor was used in order to determine whether there was a significant difference between the measurement scores and the group scores. Analysis of Pearson's Correlation test was performed for finding if there was any correlation between the dependent variances. Data were analyzed by using the SPSS 22.00 packet program and the value of .05 was accepted as the level of significance. According to research findings; cognitive behavioral play therapy based psycho-education program was found to have a significant effect on the level of digital game addiction and aggressiveness in the experimental group. This positive impact sustained its effectiveness in the follow-up process in favor of digital game addiction. Yet, this effectiveness had not been persistent for the variable of aggressiveness. However, a positive and high-level correlation was found between digital game addiction and aggressiveness thorough the correlation analysis. Finally, the findings of the research were discussed in the light of the relevant literature, and recommendations were made for further researches.
06.03.2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12619/101456">
<title>Açık öğretim liseleri öğrencilerinin okul terki ve mezuniyet durumlarının eğitsel veri madenciliği ile incelenmesi = Examining dropout and graduation status of open high school students using educational data mining</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12619/101456</link>
<description>Açık öğretim liseleri öğrencilerinin okul terki ve mezuniyet durumlarının eğitsel veri madenciliği ile incelenmesi = Examining dropout and graduation status of open high school students using educational data mining
Polat, Ahmet
Bu çalışmada, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak uzaktan eğitim yöntemi ile hizmet veren açık öğretim liselerinde öğrenim gören öğrencilerin mezuniyet, okul terk ve devam durumlarının tahmini, okul terk durumlarının erken tahmini ve okulu terk eden öğrencilerin profillerinin Eğitsel Veri Madenciliği ile incelenmesi amaçlanmıştır. Eğitsel Veri Madenciliği, sağlık ve pazarlama gibi hayatın birçok alanında başarıyla uygulanan veri madenciliği yönteminin eğitim alanındaki sorunların çözümü için uygulanmasıdır. Çalışma kapsamında açık öğretim liseleri öğrencilerine ait öğrenci bilgi sisteminden alınan verilerle üç farklı modelleme çalışması yapılmıştır. Modelleme çalışmalarında veri madenciliği çalışmalarında izlenen genel süreç izlenmiş ve bu sürecin net bir şekilde tanımlandığı CRISP-DM (Cross Industry Standard Processfor Data Mining) süreç modeli takip edilmiştir. İlk olarak 2013 yılında açık öğretim liselerine ilk kez kayıt yaptıran 484.164 öğrenciye ait veri seti kullanılarak öğrencilerin normal öğrenim süresi sonundaki mezuniyet, okul terki ve devam durumlarının tahmini için sınıflandırma analizi yapılmıştır. Sınıflandırma analizinde Eğitsel Veri Madenciliği çalışmalarında sıklıkla kullanılan J48, Decision Tree, kNN, Naive Bayes ve Random Forest algoritmaları kullanılmış ve farklı veri dönüştürme teknikleri uygulanarak modeller geliştirilmiştir. Modellerin geçerliliğini sağlamak için veri seti dışarda tutma yöntemine göre %70 eğitim, %30 test veri seti olmak üzere ikiye ayrılarak eğitim veri seti ile geliştirilen modeller, modellerin daha önce görmedikleri test veri seti ile test edilmiştir. Analizler sonucunda geliştirilen modellerin performansları genel sınıflandırma ölçütlerine göre raporlanarak doğru sınıflandırma oranı (DSO) ve Kappa ölçütlerine göre değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda J48 algoritmasıyla geliştirilen modelin %80,47 DSO ve 0,61 Kappa değeriyle en başarılı model olduğu görülmüştür. Bu modele göre öğrencilerin durumlarını tahmin etmede en önemli özelliğin toplam kredi sayısı olduğu tespit edilmiştir. İkinci modelleme çalışmasında öğrencilerin okul terk durumlarının erken tahmin edilip edilemeyeceği araştırılmıştır. Bu amaçla ilköğretim mezunu olarak doğrudan açık öğretim liselerine kayıt yaptıran öğrencilerin, normal öğrenim süreleri sonundaki okul terk durumlarının tahmini için sınıflandırma analizi yapılmıştır. Analizlerde geliştirilen modeller performans ölçütlerine göre değerlendirildiğinde J48 algoritması ile geliştirilen modelin %70,85 DSO ve 0,208 Kappa değeri ile öğrencilerin öğrenimlerini bırakma durumlarını kayıt yaptırdıkları tarih itibariyle tahmin edebileceği tespit edilmiştir. Bu modele göre öğrencilerin okul terk durumlarını erken tahmin etmede en önemli özelliğin kayıtlı oldukları açık öğretim lisesinin türü olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada açık öğretim liselerine kayıt yaptırmış fakat daha sonra öğrenimlerini bırakmış olan toplam 2.317.130 öğrenci verisi kullanılarak bu öğrencileri özelliklerine göre gruplandırmak için kümeleme analizi yapılmıştır. Kümeleme analizinde k-Means algoritması kullanılmıştır. Her bir lise türü için ayrı ayrı gerçekleştirilen analizlerde öğrencilerin özelliklerine göre üç kümede toplandıkları görülmüştür. Öğrencilerin kümelere ayrılmasında ortalama toplam kredi sayısı ve ortalama toplam aktif olunan dönem sayısı özelliklerinin etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca kümeleme analizi ile öğrencilerin homojen bir grup olmadığı ve bazı özelliklere göre farklılaştıkları görülmüştür. Çalışma sonuçları öğrenimlerini bırakma eğilimlerindeki öğrenciler için bir erken uyarı sistemi geliştirilerek risk altındaki öğrencilerin önceden belirlenip bu öğrencilerin öğrenimlerini bırakmamaları için önlemler alınabileceğini göstermektedir. Kümeleme analizi sonuçları ise öğrenimlerini bırakmış olan öğrencilerin yeniden öğrenimlerine dönmeleri için geliştirilecek stratejilerde bu öğrencilerin özelliklerinin dikkate alınarak, özelleştirilmiş uygulamalar geliştirilmesinde kullanılabileceğini göstermektedir.; This study aimed to predict the dropout, graduation, and attendance status of students, early prediction of dropout and clustering students who dropped out of open high schools using Educational Data Mining. Educational Data Mining is the application of data mining methods, which is successfully applied in many areas of life such as health and marketing, to solve the problems in the field of education. Within the scope of the study, three different modeling studies were carried out with data obtained from the student information system of open education high schools. In modeling processes, CRISP-DM (Cross Industry Standard Process for Data Mining) model was used. Firstly, a classification analysis was performed to predict the status of students at the end of their normal education duration with the data set of 484,164 students who registered for open high schools for the first time in 2013. Students' status was defined in three categories as continuing, graduation and dropping out of education. In the classification analysis; J48, Decision Tree, kNN, Naive Bayes and Random Forest classification algorithms, which are frequently used in Educational Data Mining studies, were used and models were developed by applying different data transformation techniques. In order to ensure the validity of the models, the data set was divided into two as 70% training and 30% test dataset according to the holdout method, and the models developed with the training dataset were tested with the test dataset. The performances of the models were reported according to the classification metrics and evaluated according to the accuracy and Cohen's Kappa coefficient. As a result of the evaluation, it was seen that the model developed with the J48 algorithm was the most successful model with 80.47% accuracy and 0.61 Kappa coefficient. According to this model, it has been determined that the most important attribute in predicting the success of students is the total number of credits. In the second modeling study, it was examined whether the dropout status of students could be predicted early. For this purpose, classification analysis was conducted to predict the dropout status of the students who were registered for open education high schools directly as primary school graduates. When the developed models are evaluated according to performance metrics, it has shown that the model developed with the J48 algorithm can predict the dropout status of the students as of the day they register, with 70.85% accuracy and 0.208 Kappa. Finally, cluster analysis was conducted to discover groups of 2,317,130 students who had previously registered for open high schools but dropped out of school. The k-Means algorithm was used in the cluster analysis, and the analyzes performed separately for each high school type, it was seen that the students were gathered in three clusters according to the average total number of credits and the average number of active terms. With cluster analysis, it was seen that the learners were not a homogeneous group, but they differed according to some attributes. The results of the study show that an early warning system can be developed for students with a tendency to drop out, and additional measures can be taken to identify students at risk and not to drop out of their education. Cluster analysis results show that it can be used to develop customized applications, taking into account the characteristics of these students, in the strategies to be developed for students who have dropped out to return to their education again.
06.03.2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
