<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>2008 Vol: 10 Sayı: 1</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/98308" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/98308</id>
<updated>2026-04-04T17:52:03Z</updated>
<dc:date>2026-04-04T17:52:03Z</dc:date>
<entry>
<title>Osmanlı Ordusunda Moral Yükseltici Bir Kurum Olarak Ordu Şeyhliği</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/98357" rel="alternate"/>
<author>
<name>Ekin, Ümit</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/98357</id>
<updated>2022-11-03T11:44:25Z</updated>
<published>2008-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Osmanlı Ordusunda Moral Yükseltici Bir Kurum Olarak Ordu Şeyhliği
Ekin, Ümit
Askeri sistemde elde edilen başarı Osmanlı Devleti’nin yükselişinde en önemli faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Savaşların kazanılabilmesi için sağlam bir strateji, komutanların becerikli ve askerlerin eğitimli olması, iaşe ve ikmal hizmetlerinin eksiksiz yerine getirilmesi, araç-gereç ve mühimmatın çağın koşullarına göre tedarik edilmiş olması gerekmektedir. Bununla birlikte, en az bahsedilen unsurlar kadar önemli bir faktörün daha devreye girmesi gerekmektedir. Bu da askerin cesur ve savaşa istekli olmasıdır. Tarih boyunca bütün ordularda olduğu gibi Osmanlı ordusunda da askerlerin savaşa katılımını sağlamak için müzik ve dinden yararlanılmıştır. Osmanlı yönetimi, seferler sırasında dua okumak ve askere gazanın faydalarını anlatarak nasihatte bulunmak üzere Ordu Şeyhi adı verilen üst düzey din adamlarını görevlendirmiştir. Böylece, barış dönemlerinin aksine hem halka gönderilen savaş çağrılarında hem de savaşlar sırasında, yapılan savaşın kutsal bir amaca yönelik olduğuna dair dinsel argümanların kullanılması suretiyle askerlerin daha istekli bir şekilde çarpışmaları sağlanmaya çalışılmıştır.; The achievement of military system is admitted the most important factor in the rise of the Ottoman State. The steady strategy for the winning of the wars, skilful commanders, educated soldiers, providing of services of food and supply completely, providing of instrument and materials and munitions for the conditions of time are necessary. Nonetheless, as important as above all the other important factor that is brave and desirous to fight of soldiers must set in. Like all armies throughout the history, the music and religious was used to participate of soldiers to fight in the Ottoman Army. The ottoman administration assigned high level religious persons called as Army Sheyh (Ordu Şeyhi) to pray and to tell the advantages of war to the soldiers during campaigns. Thus, contrary to peace times, at the time of campaign, the soldiers fought impassionedly by using religious arguments motioned being of the war as a holy war.
</summary>
<dc:date>2008-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Hamidiye Zırhlısı: 1924 Karadeniz ve 1938 Kıbrıs Gezileri</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/98356" rel="alternate"/>
<author>
<name>Keser, Ulvi</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/98356</id>
<updated>2022-11-03T11:40:26Z</updated>
<published>2008-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Hamidiye Zırhlısı: 1924 Karadeniz ve 1938 Kıbrıs Gezileri
Keser, Ulvi
Hamidiye savaş gemisi Balkan Harbi ve hemen ardından Birinci Dünya Savaşı döneminin Türk donanması bağlamında unutulmaz gemilerinden birisidir. Bu unutulmazlık sadece geminin askeri operasyonlarından değil, ayrıca kaptanı Rauf Bey’den de gelmektedir. Milli Mücadele’nin hemen ardından Cumhuriyetin ilan edilmesiyle beraber Hamidiye gemisi bu sefer farklı bir konumda ortaya çıkar ve önce 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ü Karadeniz’e götürmek şerefine nail olur, hemen ardından da İkinci Dünya Savaşı arifesinde Akdeniz’in sorunlu bölgeleri olan Hatay ve Kıbrıs’ı da içine alan bir eğitim gezisi çerçevesinde bölgede boy gösterir. Özellikle Hatay ve Kıbrıs’a yapılan ziyaretler esasında sıradan geziler olmayıp ince planlanmış bir stratejinin parçası olarak ortaya çıkar. Bunun sonucu olarak da Hatay bir süre sonra Türkiye topraklarına katılırken Kıbrıslı Türklerin adada yalnız bırakılmayacakları da İngiltere’ye ince bir taktikle duyurulur. Bu çalışma 1924 ve 1938 gezilerini irdelerken dönemin hassas konularına da farklı bir ışık tutmayı amaçlamaktadır.; Hamidiye is an unforgettable warship during the Balkan Wars and then in World War I, not only because of the military operations it had taken part but also because of its captain, Rauf Bey. Soon after the declaration of republic subsequent to the National Struggle in Anatolia, Hamidiye warship appears again to be in a different way and is honored to take Great Atatürk to the Black Sea Region in 1924, then appears once more in a mission embracing the troublesome areas in the Mediterranean Sea Region such as Hatay and Cyprus. The visits especially to Hatay and Cyprus aren’t certainly ordinary visits but a well-thought strategical plan. As a result of these visits to both above-mentioned areas, Hatay is annexed to Turkey, and Great Britain is given a subtle message that Turkish Cypriots arenot to be isolated and alone on the island. This article purposes to enlighten some unknown points between 1924-1938 especially about Hatay and Cyprus issues.
</summary>
<dc:date>2008-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Muses And The Gender of Inspiration</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/98355" rel="alternate"/>
<author>
<name>Mojsik, Tomasz</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/98355</id>
<updated>2022-11-03T11:34:25Z</updated>
<published>2008-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Muses And The Gender of Inspiration
Mojsik, Tomasz
</summary>
<dc:date>2008-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>1913’te Faik Sabri Bey’in Gözünden Almanlar ve Almanya</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12619/98354" rel="alternate"/>
<author>
<name>Ulusan, Şayan</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12619/98354</id>
<updated>2022-11-03T11:31:08Z</updated>
<published>2008-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">1913’te Faik Sabri Bey’in Gözünden Almanlar ve Almanya
Ulusan, Şayan
Türk-Alman ilişkilerinin temeli köklü bir geçmişe sahiptir. II.Abdülhamid ile başlayan yakın ilişkiler, Genç Türkler, İttihad ve Terakki ile de devam etmiştir. I.Dünya Savaşı‟na birlikte giren Türkler ve Almanlar, II.Dünya Savaşı‟nda Türkiye‟nin „savaş dışı‟ kalmak istemesiyle revizyonist ve anti-revizyonist devletler grupları içinde yer almışlardır.&#13;
Coğrafyacı olan Faik Sabri (Duran) Bey ise, yaklaşmakta olan I.Dünya Savaşı arefesinde, Almanya ve Almanları değerlendiren bir konferans vermiştir. Burada Faik Sabri Bey tarafından Almanya‟nın gelişmesini sağlayan etkenlerin detaylı bir şekilde verildiği görülmektedir. Buna istinaden kendisine göre, Almanların „çok disiplinli‟ olmaları bunda çok etkendir. I.Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti‟nin Almanya‟ya bakışı dikkate alındığında, Faik Sabri Bey‟in değerlendirmeleri de bu doğrultuda ele alınabilir.
</summary>
<dc:date>2008-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
